Güncel,

ANALİZ: Halis hoca, hem El Kaide hem de DEAŞ yöneticisi nasıl oldu?

IŞİD‘in Türkiye yapılanmasına yönelik operasyonda 2015 yılında gözaltına alınan ve hiç bir suç unusuruna rastlanmadığı için Mart 2016’da tahliye edilen Tevhid Cemaati lideri Halis Bayancuk, bu kez de “DEAŞ’in Türkiye yöneticisi olmak suçlamasıyla” gözaltına alındı.

Cemaat içinde “Ebu Hanzala” mahlasıyla bilinen Bayancuk, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın IŞİD’e yönelik soruşturması kapsamında birçok kişiyle birlikte gözaltına alındı. Bayancuk İstanbul’da gözaltına alınırken, soruşturmanın sürdüğü Sakarya‘ya getirildi. 

Halis Bayancuk ve Eşi Temmuz 2015’te gözaltına alınırken…
SON 9 YILIN 5 YILINI HAPİSTE GEÇİRDİ 
2008’de Sinagoglara saldırı planı yaptığı iddiasıyla gözaltına alınıp, 1 yıl tutuklu kaldı 2009’da tahliye edildi.
2011’de içeriye alındı, 2013’te tahliye edildi. 
2014 ocak ayında El Kaide yöneticisi olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı, 9 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi.  
2015 Temmuz ayında yaptığı konuşma nedeniyle gözaltına alındı, mart 2016‘da tahliye edildi. 
Bayancuk, hayatının son 9 yılının, tam 5 yılını gözaltında ya da tutuklu olarak geçirdi. 
Tevhid cemaatinin lideri Halis Bayancuk, bu kez Sakarya’da yürütülen “IŞİD” soruşturması kapsamında İstanbul’da gözaltına alınarak Sakarya’ya götürüldü. İşte tümü tahliye ile sonuçlanan o çıldırtan yargı ve linç süreci…
Hizbullah hükümlüsü Hacı Bayancuk‘un oğlu olan Halis Bayancuk 2008’de İstanbul’da “ikinci Sinagog baskını eylemini planladığı” iddiasıyla tutuklanmış ve 2009’da tahliye edilmişti. Polisin sürekli izlediği Bayancuk, 2011’de 50 adrese düzenlenen ve 42 kişinin gözaltına alındığı operasyonda yine tutuklanarak cezaevine konuldu. Yine hiç bir suç unsuru bulunamayınca 24 Ocak 2013’te tahliye edildi. Ancak Bayancuk’un asıl imtihanı 2013’ten sonra başladı.

FETÖ’NÜN KUMPASI “EL KAİDECİ” YAPTI
Bayancuk’la ilgili “linç girişimine yakın bu yargı süreci” ilk kez Ocak 2014’te başladı.

Türkiye’nin IŞİD’e silah desteği verdiğine yönelik algı operasyonlarının bir ayağı olarak gerçekleştirilen MİT TIR’ları’nın durdurularak aranmasına benzer bir soruşturma da Kilis’te gerçekleştirildi. FETÖ’nün yargı ve polis ayağındaki kritptoları eliyle yürütülen Ocak 2014’teki operasyonda Van merkezli olmak üzere Adana, Antep, İstanbul, Kilis ve Kayseri’de İHH’ya ait depolara baskınlar düzenlendi. Operasyonda 13 kişi gözaltına alınmıştı. Soruşturmada, İnsani Yardım Vakfı’nın (İHH) Suriye’deki El Kaide güçlerine yardım ettiği iddia ediliyordu. Bayancuk’a ilk çengel bu operasyonda atıldı, ve tutuklanan 13 kişi arasında yer aldı. Bayancuk, sakal ve görüntüsüyle dış dünyayı bir IŞİD tasfirine inandırmakta “kolay lokma” olabilirdi. Ancak FETÖ parmağı ortaya çıkmaya başladığı anda, operasyonu yürüten polisler, savcı ve talimatın altında imzası olan hakimin görev yeri değiştirilmişti. Bayancuk’un El Kaide ile bağı olmadığı fark edildiğinde ise tam 10 ay geçmişti. 10 ay tutuklu kalan Bayancuk 9 Ekim 2014’te serbest bırakıldı.
KONUŞTU, YİNE EL KAİDE’DEN TUTUKLANDI
Bayancuk Temmuz 2015’te ise Suriye’de devam eden çatışmalara ilişkin yaptığı konuşma nedeniyle “El Kaide yöneticisi olmakla” suçlanmış ve eşi ile birlikte gözaltına alınmıştı. 
Aylar sonra Mart 2016’da bu bağın olmadığı anlaşıldığında yine tahliye edildi. 
ŞİMDİ “DEAŞ’IN TÜRKİYE YÖNETİCİSİ” OLDU
Ve son operasyon…
Bu kez Sakarya’da açılan IŞİD soruşturması… 
Yine İstanbul’daki evinde gözaltına alınıp Sakarya’ya götürüldü. 
2008’den bu yana Hizbullah, El Kadie, DEAŞ’ın üst düzey yöneticisi olduğu iddiasıyla yargılanan Bayancuk, bu defa “DEAŞ’ın üst düzey yöneticisi olduğu değerlendirmesiyle” cezaevine konuydu. Yöneticisi değil, “yöneticisi olduğu değerlendirmesi ile…”
Selefi çizgide olmakla birlikte, “Butik bir İslami cemaatten” ibaret olan Tevhid cemaatinin birbirine karşı düşman ve savaş halinde bulunan DEAŞ ve El Kaide arasında gidip gelen yasal balyozları, bundan sonraki süreçte de devam edeceğe benziyor. 

PEKİ NEDEN? BİR KEZ LİNÇ BAŞLADIYSA… 
Bir kez linç başladığında hiç bir zaman durmayacağını söyleyebiliriz. 
Siz, asıl şu ana kadar olup biteni hiç anlamayan “kör kütük cahil” konvansiyonel medyanın, bundan sonra servis edeceği haberleri görün. Gözaltı sonrası “iddianameden” paylaşılan o detaylarda “gizli hücrelerden” “hücre evlerine” bir çok “flaş haber” okumanız muhtemel olacaktır. Ancak, yeni bir tahliye haberi duyduğunuzda ise aslında ilk başta haberlerde servis edilen “gizli hücrelerin” cemaatten birilerinin evi olduğunu, “hücre evleri”nin ise cemaatin sohbetlerini yaptığı Tevhid dergisine ait ofisler olduğunu görebilirsiniz.

Tevhid Cemaati olarak bilinen cemaat, adını yine cemaat bünyesinde Tevhid adıyla çıkarılan dergiden alıyor. Ebu Hanzala olarak tanınan Halis Bayancuk cemaatin lideri… Cemaat dergi ve bağlı yayın evinde haftalık sohbetler düzenliyor. Selefi çizgideki cemaat, laik düzene inanmadığı için kabul etmiyor. Bunun için de çocuklarını devlet okullarına göndermek istemiyor. Aslında Tevhid cemaati bir dönem PKK ile savaşan Hizbullah grubunun moern tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. Hizbullah artık parti ve cemaat şeklinde legal bir yapılanmayla nihayete erdiyse, Hizbullah ekolünden gelen ve özellikle doğu ve güneydoğudaki Müslüman Kürt vatandaşlardan oluşan geniş kitle, benzer akidevi oluşumlara bağlı yapılarda yerini bulmuş oldu. Babası Hizbullah davasından hüküm giyen Bayancuk’un Tevhid cemaati de aslında, IŞİD ve El Kaide‘den de önce Türkiye’nin içinden çıkmış, yerel İslami gruplarından biri olarak tanımlanabilir. Bayancuk bu yargı sürecini yaptığı konuşmalarda da defaatle dile getirmişti. Cemaati “DEAŞ ve IŞİD‘çi” diye yargıya taşıyan gelişmeler ise grubun sohbetlerde sık sık o topraklara atıf yapması oluyor. Bu atıfların başında ise “ABD ve emperyalist güçlerin Suriye’de ve Irak’ta Müslümanları katlettiği, buna direnmenin de İslam’i açıdan bir görev olduğu” tezi yer alıyor. Durum böyle olunca Türkiye Cumhuriyeti yargı sisteminin “Kara Listesi‘ne” otomatik olarak IŞİD ya da El Kaide üyesi veya “potansiyel terörist” etiketiyle girmiş oluyorsunuz. Haberyirmi